1 Mayıs’ta, 1 Mayıs Alanı’nda; Taksim’deyiz.

Basına ve kamuoyuna,

Toplumumuzun bütün dünyaya örnek olacak bir biçimde en temel demokratik ve insan hakkı taleplerini barışçıl ve demokratik bir şekilde ifade etme hak ve iradesine karşı iktidar, şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına inatla devam etmektedir.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emeğin ve Dayanışmanın günü olan 1 Mayıs’ı kutlamak üzere halkın ve emekçilerin aklını yok sayan gerekçelerle Taksim’i yine yasaklayarak, Yenikapı’daki yolsuzluk ne hukuksuzluğun simgesi olan kent suçu dolgu alanını adres gösterdi.

Tek gerçek gerekçe ise iktidarın halktan, emekten, eşitlikten, dayanışmadan, özgürlükten korkmasıdır. 2008 yılında Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyip de onca şiddete ve gaza maruz kalanlara “ayaktakımı”, 2013’te de Gezi’deki milyonlarca yurttaşımıza “çapulcu” diyen Başbakan’ın zihniyetidir gerekçe. 2007 yılında “İstanbul’un imajı”ını bahane edip Taksim’i yasaklayan dönemin Valisi Muammer Güler ile geçen sene inşaatı, bu sene kentin tertip ve düzenini bahane eden, Gezi Parkı’nı bir açıp bir kapatan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta 40 bin polisle kenti işgal ederek insanların toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ulaşım hakkı ve hatta yaşama hakkını ortadan kaldıran bugünün Valisi Mutlu’nun zihniyetidir gerçek gerekçe.

Taksim Dayanışması’nın kurulmasının nedeni olan İstanbul’un en önemli kamusal alanı, Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı’nı yok etmek üzere, bizzat Başbakan tarafından ilan edilip; topluma dayatılarak zorbalıkla uygulanmaya çalışılan hukuk, akıl, bilim dinlemeyen rantçı projelerin neyi amaçladığı bu kararla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Defalarca ve defalarca söyledik. Yine tekrar ediyoruz. Taksim başta olmak üzere, tüm meydanlar, sokaklar, kamusal alanlar hepimizin ortak değeri ve ortak yaşam alanıdır. Kültürümüz, tarihimiz, bir arada yaşayabilme umudumuzdur. Birkaç kişinin kafasındaki “tertip ve düzen”e göre şekillendirilemez.

Bizler, en demokratik, hukuki ve meşru hakkımızı istiyoruz. Her türlü baskı ve şiddete karşı, mücadele ve alın teri ile kazandığımız Taksim’de 2010, 2011, 2012 yıllarındaki gibi yüzbinlerle coşkulu ve barışçıl bir şekilde 1 Mayıs’ı kutlamak istiyoruz.

Sorunlarımızı, taleplerimizi, umutlarımızı, bu kentin “meydan”ında haykırmak, otobüslerle taşınarak değil, birbirimizle buluşarak kendi yaşamımıza ve yaşadığımız mekânlara dair söz hakkımızı istiyoruz.

1977’den 2014’e kaybettiğimiz canları anmak, sorumluların hesap vermesini sağlamak, belleğimize sahip çıkmak için tam da 1 Mayıs’ta, Taksim’de olmak istiyoruz.

Anayasa’nın, kanunların, evrensel hukukun ortaya koyduğu biçimde, hiçbir şüpheye gerek kalmaksızın Taksim’de kutlanması gereken 1 Mayıs’ın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi için devletin tüm kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz.

Demokrasiyi, doğayı, parklarımızı, mahallelerimizi, meydanlarımızı, suyu, toprağı, bedenlerimizi, eğitim ve sağlık hakkımızı savunarak, emek sömürüsüne, güvencesizliğe, taşeronlaştırmaya, işsizliğe, şiddete ve baskılara karşı; umudu, dayanışmayı, özgürlüğü ve eşitliği büyütmek için,

1 Mayıs’ta, 1 Mayıs Alanı’nda; Taksim’deyiz.  

TAKSİM DAYANIŞMASI Basına ve kamuoyuna,

Toplumumuzun bütün dünyaya örnek olacak bir biçimde en temel demokratik ve insan hakkı taleplerini barışçıl ve demokratik bir şekilde ifade etme hak ve iradesine karşı iktidar, şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına inatla devam etmektedir.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emeğin ve Dayanışmanın günü olan 1 Mayıs’ı kutlamak üzere halkın ve emekçilerin aklını yok sayan gerekçelerle Taksim’i yine yasaklayarak, Yenikapı’daki yolsuzluk ne hukuksuzluğun simgesi olan kent suçu dolgu alanını adres gösterdi.

Tek gerçek gerekçe ise iktidarın halktan, emekten, eşitlikten, dayanışmadan, özgürlükten korkmasıdır. 2008 yılında Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyip de onca şiddete ve gaza maruz kalanlara “ayaktakımı”, 2013’te de Gezi’deki milyonlarca yurttaşımıza “çapulcu” diyen Başbakan’ın zihniyetidir gerekçe. 2007 yılında “İstanbul’un imajı”ını bahane edip Taksim’i yasaklayan dönemin Valisi Muammer Güler ile geçen sene inşaatı, bu sene kentin tertip ve düzenini bahane eden, Gezi Parkı’nı bir açıp bir kapatan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta 40 bin polisle kenti işgal ederek insanların toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ulaşım hakkı ve hatta yaşama hakkını ortadan kaldıran bugünün Valisi Mutlu’nun zihniyetidir gerçek gerekçe.

Taksim Dayanışması’nın kurulmasının nedeni olan İstanbul’un en önemli kamusal alanı, Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı’nı yok etmek üzere, bizzat Başbakan tarafından ilan edilip; topluma dayatılarak zorbalıkla uygulanmaya çalışılan hukuk, akıl, bilim dinlemeyen rantçı projelerin neyi amaçladığı bu kararla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Defalarca ve defalarca söyledik. Yine tekrar ediyoruz. Taksim başta olmak üzere, tüm meydanlar, sokaklar, kamusal alanlar hepimizin ortak değeri ve ortak yaşam alanıdır. Kültürümüz, tarihimiz, bir arada yaşayabilme umudumuzdur. Birkaç kişinin kafasındaki “tertip ve düzen”e göre şekillendirilemez.

Bizler, en demokratik, hukuki ve meşru hakkımızı istiyoruz. Her türlü baskı ve şiddete karşı, mücadele ve alın teri ile kazandığımız Taksim’de 2010, 2011, 2012 yıllarındaki gibi yüzbinlerle coşkulu ve barışçıl bir şekilde 1 Mayıs’ı kutlamak istiyoruz.

Sorunlarımızı, taleplerimizi, umutlarımızı, bu kentin “meydan”ında haykırmak, otobüslerle taşınarak değil, birbirimizle buluşarak kendi yaşamımıza ve yaşadığımız mekânlara dair söz hakkımızı istiyoruz.

1977’den 2014’e kaybettiğimiz canları anmak, sorumluların hesap vermesini sağlamak, belleğimize sahip çıkmak için tam da 1 Mayıs’ta, Taksim’de olmak istiyoruz.

Anayasa’nın, kanunların, evrensel hukukun ortaya koyduğu biçimde, hiçbir şüpheye gerek kalmaksızın Taksim’de kutlanması gereken 1 Mayıs’ın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi için devletin tüm kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz.

Demokrasiyi, doğayı, parklarımızı, mahallelerimizi, meydanlarımızı, suyu, toprağı, bedenlerimizi, eğitim ve sağlık hakkımızı savunarak, emek sömürüsüne, güvencesizliğe, taşeronlaştırmaya, işsizliğe, şiddete ve baskılara karşı; umudu, dayanışmayı, özgürlüğü ve eşitliği büyütmek için,

1 Mayıs’ta, 1Mayıs Alanı’nda; Taksim’deyiz.  

TAKSİM DAYANIŞMASI

Basın Toplantısı Çağrısı

Değerli Basın Emekçileri,

Yaklaşan 1 Mayıs öncesi başta Taksim Meydanı olmak üzere tüm kamusal alanlarda ve meydanlarda uygulanan toplantı ve eylem yasaklarına ilişkin Taksim Dayanışması olarak bir basın toplantısı gerçekleştireceğiz. 18 Nisan Cuma günü saat 11:00’da TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleştireceğimiz toplantıya katılımızı dileriz.

Dostluk ve Dayanışmayla…

TAKSİM DAYANIŞMASI

Yer: TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

4. Kat Toplantı Salonu

İpek Sokak No: 9 / Beyoğlu

Tarih: 18 Nisan Cuma

Saat: 11:00

Taksim Dayanışması’ndan Önemli Duyuru ve Çağrı:

Gezi Direnişi ve sonrasında süre giden polis şiddeti nedeniyle 8 kişiyi kaybettik; resmi rakamlarla 14 kişinin gözleri artık göremiyor; 1000’den fazla kafa travması yaşandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de açıkça kabul ettiği üzere polis tarafından kullanılan biber vb. göz yaşartıcı kimyasal gazların insan sağlığına açıkça zararlı olması ve kullanılmaması gerekirken binlerce insan sokakta, evinde, işyerinde yoğun gaza maruz kaldı, darp edildi, yaralandı,binlerce insanın hukuksuz olarak evlerine girilmeye çalışıldı. Rakamlar ancak şu ana kadar görünür hale gelebilmiş, kayıt altına alınmış olanlardan ibaret. Biliyoruz ki, yaşanılan bu olaylar neticesinde zarar gören; mağdur olanlar aslında bu rakamlarla sınırlı değil ve failler hala sorumlu tutulmaktan uzak; cezasız. Adalete ve kamuya olan güven zedelenmekte.  Yaşanılan hak ihlallerini resen soruşturmuş olmaları ve sorumlularının cezalandırılmaları için kamu davaları açmaları gereken Cumhuriyet Savcılıkları’na neden görevlerini ihmal ettiklerini sorabilmek, hiç bir kural tanımaksızın şiddet uygulayan kolluk görevlilerine ve onlara talimat verenlere “Asıl Biz İtham Ediyoruz” diyebilmek için;

Gezi Direnişi süresi boyunca kolluk görevlileri tarafından hakları ihlal edilen tüm yurttaşları bu yaşananları beyan etmeye çağırıyoruz.

Gezi süresince,

  • Kolluk tarafından şiddete uğrayan,
  • Biber gazına vb. kimyasal göz yaşartıcılara maruz kalması nedeni ile küçük ya da büyük sağlık sorunu yaşayan,
  • Gezi Direnişi’ne katılmış olmaları nedeni ile okullarında/işyerlerinde haklarında işlem yapılan/ceza alan
  • Yaşadığı/çalıştığı kentsel alanda yoğun biber gazı kullanımından dolaylı olarak etkilenen,
  • Gözaltına alınan,
  • Gözaltında başta çıplak arama, tuvalete çıkarmama, kişisel verilerin rıza dışında kaydedilmesi olmak üzere kötü muameleye maruz kalan,
  • Gözaltı işlemi yapılması mümkün olmayan mekânlarda hukuka aykırı biçimde tutularak özgürlükleri kısıtlanan,

Bu sayılanların dışında herhangi başka nedenlerle mağdur olduğunu düşünenleri,

Tüm yurttaşlarımızı 12 ve 13 Nisan tarihlerinde uğradıkları bu hak ihlallerini aşağıda belirtilen merkezlere şahsen gelerek beyan etmeye çağırıyoruz.

Adana:           Hukukçular Derneği

Adres:                         Reşat Bey Mah. Av. Mahmut Eroğlu Sok. Seyhan

Tarih:              12 Nisan Cumartesi günü saat  09:00-15:00

Ankara:         Mimarlar Odası

Adres:             Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara

Tarih:              12 Nisan Cumartesi

Eskişehir:       Makine Mühendisleri Odası
Adres:                         Kızılcıklı Caddesi, Altın Sokak, No.1, Kat 2, 3 ve 4.

Tarih:              12 Nisan Cumartesi günü saat 12.00-17.00 arası

Hatay:            SES Sendikası (KESK)

Adres:             SARAY CD. SAKARYA İŞHANI KAT:2 NO: 13

Tarih:              12 Nisan  Cumartesi günü 10:00 8 18:00

İstanbul:        Makine Mühendisleri Odası

Adres:             Katip Mustafa Çelebi Mahallesi İpek Sokak No:9 Beyoğlu / İstanbul

Tarih:              12-13 Nisan Cumartesi ve Pazar günü 10:00 18:00 arası

İzmir:             İzmir Barosu

Adres:             1456 Sokak, No: 14, Alsancak

Tarih:              12-13 Nisan Cumartesi ve Pazar günü 10:00 18:00 arası

Kartal:           Kartal Hukukçular Derneği

Adres:                         İstasyon Cad. Baykurt İş Hanı No: 10 Kat:3 Kartal/İstanbul (Tren İstasyonu Karşısı)

Tarih:              12-13 Nisan Cumartesi ve Pazar günü 10:00 18:00 arası

Kocaeli:          Kocaeli Barosu İdari Binası

Adres:                         Ankara Karayolu No:111 Kocaeli Plaza K:5 (Perşembe pazarı Yanı)

Tarih:              12 Nisan Cumartesi 10:00 18:00 arası

Tunceli:          Tunceli Barosu

Adres:                         Moğultay Mah. Dr. Mehmet Kahraman Cad. Özge Apt. Kat:2 Tunceli

Tarih:              12-13 Nisan Cumartesi ve Pazar günü 10:00 18:00 arası

 

Taksim Dayanışması’ndan Basına ve Kamuoyuna – 28.03.2014

Taksim Dayanışması, 08.07.2013 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Vali Hüseyin Avni Mutlu’nun siyasi tutum ve talimatları uyarınca, hukuka aykırı ve keyfi bir biçimde ifade özgürlüklerini barışçıl bir biçimde toplu olarak kullanmak isteyen yurttaşları yıldırma amaçlı ve zor kullanarak göz altına alan, gözaltı sırasında çıplak arama, tuvalete çıkarmama, giysi ve ilaç vermeme gibi uygulamaları gerçekleştiren ve sonrasında hukuka aykırı, suç niteliğindeki soruşturma usullerini uygulayan ve tüm bunların sonucunda 08.07.2013 saat 22:00′de düzenlendiği belirtilen Olay Tutanağı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 11.07.2013 gün ve 47909374.16769. (12256). 2013/Suç No:255 sayılı “Olayların Kronolojik Açıklaması” başlıklı metni düzenleyen tüm kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmaktadır.

Taksim Dayanışması, anılan tüm bu hukuka aykırılıkları gerçekleştiren adli kolluğun amiri olması, tümü ile hukuka aykırı sürdürülen anılan soruşturma sonucunda Ceza Muhakemesi Kanunun 160 ıncı maddesinde öngörülen hususların hiçbirini içermeyen bir iddianame düzenlemesi nedeni ile Cumhuriyet Savcısı Nazmi Okumuş ile arama, el koyma ve inceleme kararı veren Hakimler İslam Çelik ve Mustafa Tok hakkında da suç duyurusunda bulunmaktadır.

Taksim Dayanışması adına TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent şubesi Yönetim Kurulu Başkanı C. Sami Yılmaztürk, İstanbul Tabip Odası Başkanı M. Taner Gören ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman vekilleri az sonra başvurularını gerçekleştirecek ve asıl yargılanması gerekenlerin bu ülkenin doğal ve kentsel varlıklarını talan etmeye heves edenler olduğunu, yurttaşlarını öldüren kolluğa “talimatı ben verdim” diyenler ve hiçbir kural tanımayan kamu görevlileri olduğunu bildirecektir.

Taksim Dayanışması tüm emeği ile geçinen yurttaşlar adına “Asıl Biz İtham Ediyoruz” diyecektir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TAKSİM DAYANIŞMASI

 

Basına ve Kamuoyuna

Basında yer alan haberlerde, binlerce gencimize yapılmaya çalışıldığı gibi Taksim Dayanışması temsilci ve bileşenlerine de keyfi, hukuksuz bir biçimde suç isnat edildiği, AKP İstanbul İl başkanlığının talebinin neredeyse emir telakki edildiği anlaşılmaktadır. Savcılık tarafından mahkemeye sunulduğu anlaşılan iddianamenin dayanağını oluşturan polis fezlekesindeki mantığın hukuksal olmaktan çok algıya dayandığı ve Taksim Dayanışmasından ve Gezi sürecinden “suç ve suç örgütü” çıkarma telaşı içinde olunduğu görülmektedir.

Öncelikle; 19-20’li yaşlarında gençlerimizin Başbakan teşviki ile “destan yazdığı” söylenen polis şiddeti ile öldürüldüğü, gözü yaşlı annelerin bu acılara dayanamayıp oğullarının peşinden gittiği, dünyanın en büyük adalet saraylarında,  öldürülen, yaralanan, tutuklanan çocuklarımız için bulunamayan adaletin temel alındığı bir ortam ve sistemde,  “iddianamelerde talep edilen hapis cezası” ya da diğer yaptırımların bizim gözümüzde hiçbir önem taşımadığı bilinmelidir.

 Bu nedenle, Taksim Dayanışması’ndan suç örgütü çıkarmaya çalışarak kendi hukuksuzluklarının üzerini örtmeye çalışanlara açıklıkla ve bir kez daha sesleniyoruz:

 Bu çabanız, hukuksal olarak dayanaksız olduğu gibi tarihsel olarak da anlamsızdır. Zira dünyanın yargıladığı yolsuzluk, hırsızlık, talan ve polis şiddetinin sorumlularını yargılamamak için her türlü hile ve hukuksuzluğa başvurarak tarihe ve insanlığa karşı suç işlemeye devam edilirken;

Kent yağması ve talanına, insanları bunaltan baskıcı-otoriter yönetim anlayışına karşı somut ve haklı talepleri; parkımı yıkma, özel hayatıma karışma, kentimi yağmalama, çok bağırma, sesimi duy, saygı göster ve taleplerimizi karşıla haykırışı, YARGILANAMAZ!

Ülkemiz demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak bir iz bırakan; gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığı, yaşlıların yeniden canlanan hayat enerjisi, YARGILANAMAZ!

Gençlerin, kadınların coşkulu katılımını, barışçıl, kararlı ve direngen yüzü,Bu ülkenin onurlu ve cesur gençlerini öldüren ve yaralayanların ve o faillere emir verenlerin yargılanması ve kimyasal bir silah olan “biber gazı”nın yasaklanması talebindeki ısrar YARGILANAMAZ!

Taksim başta olmak üzere ülkemizdeki tüm meydanlarında ve kamusal alanlarında toplantı ve eylem yasaklarının son bulması talebi YARGILANAMAZ!

Hiçbir yargılamanın ya da mahkeme kararının bu tarihsel gerçekliği değiştirme şansı bulunmuyor. Gezi ve Haziran direnişi bu ülkenin aydınlık geleceği için umuttur; demokrasi ve özgürlük talebindeki kararlılığın tarihsel kanıtıdır.

Halen cezaevlerinde tutulan ve dayanaksız iddianamelerle yargılanmaya çalışılan binlerce gencimizin haklılığı, meşruluğu ve kaybettiğimiz gençlerimizin acısı ve mücadelelerinin gururu kadar da berraktır.

Bizler Taksim Dayanışması olarak; 2012 Şubatında ilk toplantımızı yaptığımız andaki taleplerimizin de, Gezi parkındaki ağaçların kesildiği, çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de, gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap soran tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam talep eden milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasındayız.

TAKSİM DAYANIŞMASI

“Diren Berkin!… Seninleyiz!

Yarın karne günü ve Berkin Elvan 222 gündür uykuda. Arkadaşları karne alırken,

Berkin bu coşkuyu yaşayamayacak. Tıpkı doğum günü sevincinden, bayram

neşesinden mahrum bırakıldığı gibi. Polisin ateşlediği gaz bombası sadece günlerini

değil, çocukluk sevinçlerini ve anılarını da elinden aldı Berkin Elvan’ın.

Biliyoruz ki Berkin direniyor! Uyanacak ve umudu hep birlikte büyütecek, uğruna

acılar çektiğimiz güzel günleri hep birlikte öreceğiz.

Seninleyiz Berkin, karne günü seni yalnız bırakmıyoruz! Eğitim Dayanışması’nın

çağrısıyla; 24 Ocak Cuma günü saat 09.00’da Okmeydanı Eğitim ve Araştırma

Hastanesi’nde Berkin’imizi ziyaret ediyoruz

Taksim Dayanışması

“Diren Berkin!… Seninleyiz!

Arkadaşlarının karne aldığı gün umudun ve yaşamın çocuğu Berkin Elvan

direniyor! Diren Berkin!… Seninleyiz! demek için 24 Ocak 2014 Cuma günü

saat 09.00′da Eğitim Dayanışmasının bileşenleri; KESK, DİSK Merkez

Temsilciliği , TMMOB İKK, İTO, Türk İş İstanbul Şubeleri yöneticileri ve

Uluslararası Heyetin de katılımıyla Okmeydanı Hastanesine gidiyoruz!

EĞİTİM DAYANIŞMASI”

Taksim Dayanışması’nın 27 Aralık’taki “Yağmaya, Soyguna, Talana, Şiddete Karşı Dayanışmaya Devam…” Çağrısı Üzerine

Basına ve Kamuoyuna;

Onbir yıldır ülkeyi yöneten AKP-Cemaat ittifakı çatladı; büyük bölümü kentsel yağma kaynaklı rüşvet, yolsuzluk, ihtilas (aşırma), irtikâp (yiyicilik) dosyaları ortaya dökülmeye başladı.
Taksim Dayanışması’nın; “dayanışmamızın asıl hedefi olan yağma, talan, şiddet ve soyguna son demek için 27 Aralık 2013, Cuma günü saat 19.00 da Taksim’deyiz!” çağrısı hemen her kesimden büyük destek gördü.

27 Aralık akşamı İstanbul Taksim’de ve eş zamanlı olarak Türkiye’nin dört bir yanında sokaklara çıkan halk yolsuzluklara tepkisini gösterdi.
Binlerce yurttaş 27 Aralık akşamı saat 18.00’dan itibaren Harbiye’den Cihangir’e, Taksim Meydanı’ndan Galatasaray’a kadar sokakları doldurdu. Siyasi iktidar tarafından her ne kadar görülmemeye ve gösterilmemeye çalışılsa da; her türlü dezenformasyona, komplo teorilerine, baskı ve şiddete rağmen insanlar, en tabii Anayasal haklarını kullanmak üzere bir araya geldiler.

İktidar partisinin aynı akşam Atatürk Havalimanı’nda miting tertip etmesine ses çıkarmayanlar ise, “Hırsız Var!” diye bağıran yurttaşlara gene biber gazlarıyla, (sabık İçişleri Bakanı’nın giderayak bir kez daha itiraf ettiği gibi) biber gazlı tazyikli sularla, plastik mermilerle, akrepler ve TOMA’larla vahşice saldırdı.
Polisin bu vahşice saldırısına rağmen geri çekilmeyen yurttaşlar eylemlerini gece yarısına kadar sürdürdü.

27 Aralık açık olarak göstermiştir ki;

Mahallesine, kentine, ağacına, parkına, kimliğine, yaşam tarzına sahip çıkan halk, muktedirlerin kendi aralarındaki çıkar kavgalarında taraf olmak değil; kendi sözünü söylemek, bütün hırsızlardan hesap sormak için sokaklardadır.

27 Aralık açık olarak göstermiştir ki;

Aralarındaki çıkar çekişmeleri nedeniyle bugünlerde ne kadar çatışsalar da, iktidar bloğunu oluşturanların asıl büyük korkusu halkın tepkisidir.

27 Aralık açık olarak göstermiştir ki;

Yolsuzluk, yoksulluk, soygun düzenini ancak halk temizler.

Ve 27 Aralık açık olarak göstermiştir ki;

Mayıs ayı sonunda İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan büyük Haziran İsyanı’nın ateşi hepimizin kalbinde ve gönlünde bütün ihtişamıyla yanmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Taksim Dayanışması olarak; 27 Aralık’ta (ve tabii ki öncesinde ve sonrasında) sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin dört bir yanında daha güzel, daha eşit ve daha adil bir hayat için gayret gösteren herkesi dostluk ve dayanışma duygularımızla selamlıyor, umudumuzu büyütebileceğimiz nice güzel yıllar diliyoruz.

Bir kez daha;
Bu daha başlangıç, Mücadeleye Devam!

Not: 27 Aralık 2013 Cuma akşamı saat 19.00’da yapılacak olan basın açıklaması, yine vahşice baskı, zor ve şiddet kullanılarak engellenmiştir. Anayasal haklarını barışçıl bir şekilde kullanmak isteyen binlerce insan yine hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalmıştır. Aynı saatlerde ise Taksim Dayanışması’nın “eylemi bitirdiği” yönündeki iddia tamamen dezenformasyon amaçlı, gerçeklikten uzak ve art niyetlidir.
27 Aralık’ta, şayet polis şiddeti ve zulmü olmasa idi yapılacak olan basın açıklaması metni aşağıda yer almakt
adır.

Çürümüş Her Ne Var İse;
Yağmaya, Soyguna, Talana Karşı Dayanışmaya Devam…

Her bir taraftan çürümüşlüğün kokusu geliyor.

Haziran ayında Taksim Gezi Parkı’ndan yayılarak ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında; daha onurlu, daha adil, daha kardeşçe ve daha güzel bir yaşam için yükselen haykırış; ülkeyi 11 yıldır yöneten siyasal iktidarın, onu oluşturan her türlü koalisyonların, cemaat ilişkilerinin, sermaye bağlantılarının arasındaki yağma kavgasını iyiden iyiye gün yüzüne çıkarmıştır.

Bugün başta İstanbul olmak üzere bütün kentlerimizde; mahallelerini, kentlerini, meydanlarını, kıyılarını, ağaçlarını, ormanlarını, geleceklerini, kültürlerini kimliklerini, insanca yaşam onurunu, meslek ve bilim ilkelerini, kısacası yaşamın ta kendisini savunurken akıl almaz, vicdana sığmaz polis şiddeti ile canlarını yitiren tüm arkadaşlarımızın, yaralanan, kalıcı sakatlık yaşayan tüm yurttaşlarımızın vebalini taşıyanlar; bu rezil soygun, rüşvet ve yağma düzeninin devamından medet umanlardır.

Yaşamlarımız ve tüm ortak değerlerimiz üzerinde kurulmak istenen tahakküme karşı mücadele eden milyonlarca masum insana ölümüne şiddet uygular iken “kahraman” olan, taltif edilen kolluk kuvvetleri, ülkeyi yaşanmaz hale getirip tek bir kelime hesap vermeyen idareciler, sorumluları aklama yarışına giren siyasiler, en temel demokratik haklarımızı kullanan bizleri yargılamaya çalışanlar, herkesin gözü önünde arkadaşlarımızı katledenleri “ak”lamak için uğraşanlar; kendi rezillikleri, kirli ilişkileri ayyuka çıkınca bir anda gözden çıkarılmışlardır.

Ucu her nereye gidecekse, tüm bu soygun, rüşvet ve talan iddialarının üzerine ısrarla gidilmesi gerekirken Başbakan halen daha Gezi’yi ağzından düşürmeyerek komplo teorilerine sığınmaktadır. Halkın ortak değerlerini, kamusal alanlarını talan eden, bilimselliği olmayan, ekolojiyi katleden, toplum yararına aykırı ve bugün yolsuzluklar ile anılan türlü projeleri dikte etmeye devam etmektedir.

Taksim Dayanışması olarak, daha yaşanabilir, daha insani, daha demokratik, bilimden, doğadan, özgürlükten, barıştan, adaletten yana bir kent ve ülke özlemiydi bizleri ve milyonlarca insanı sokaklara taşıyan. Şimdi bu özlemimize ne kadar sahip çıkmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz. Bu büyük insanlık düşünün, yağmayı, talanı sürdürecek olan ve aslında birbirinden hiçbir farkı olmayanların iktidar hesaplarına heba edilemeyeceğini biliyoruz. Hepimizin birbirinden sorumlu olduğunu ve ancak bir arada durabildiğimiz takdirde bu düşü yeryüzünde gerçek kılabileceğimizi görüyoruz.

Dayanışmamızın ve onurlu direnişimizin haklılığının tüm dünyaya bir kez daha kanıtlandığı ve halkımıza uygulanan şiddetin asıl gerekçesinin, iktidarın çatırdayan soygun düzeninin devamı için demokrasiden, hukuktan, adaletten, insanlıktan, barıştan ve doğadan yana her türlü sesin kısılmaya çalışılması olduğunun da ortaya çıktığı günleri yaşıyoruz.

Bizler kendimizden zerre kadar şüphe etmedik. Çünkü umudumuzdan, daha güzel bir dünya özlemimizden ve birbirimizden başka hiçbir şeyimiz yoktu. Ne paraya iman ettik, ne de sırtımızı birilerine yasladık.

Bugün de; şiddetin, baskınının, yolsuzluğun, yoksulluğun, yağmanın her türlüsünün vebalini taşıyanlar ve onlara arka çıkanların tümü hesap verene kadar dayanışmamızdan ve haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

Bu kararlığımızı bir kez daha göstermek, dayanışmamızın asıl hedefi olan yağmaya ve talana son demek, kente karşı işlenen tüm suçları ifşa etmek ve taleplerimizi tekrar dillendirmek için, her türlü hukuksuzluğa, komplolara ve baskılara karşı, tertemiz bir hava solumak için, barışçıl ve şiddet içermeyen hak ve hukuk mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Taksim Dayanışması